• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/yedikedi
  • https://www.twitter.com/alinin_teki

İyi, güzel, faydalı paylaşımlar

Faydalı olabildiysek ne mutlu

Recai Kutan'ın 12 Eylül kitabından inciler, espriler

30/07/2020

Millî Görüş'ün kıymetli büyüklerinden Recai Kutan'ın "Kirazlıdere tutukevi Penceresinden 12 Eylül" adlı kitabından bazı mizahi anekdotlar.

Recai Kutan, GAP'ın gizli (!) mimarlarından, DSİ'de uzun yıllar hizmet etmiş bir mühendis. 12 Eylül darbesi sonrasında birçok siyasi gibi bir süre Kirazlıdere Tutukevinde misafir edilmiş. Bu tutkevindeki anılarını aktardığı bir de kitabı var: Kirazlıdere Tutukevi Penceresinden 12 Eylül.

Bu kitabı okuduğumda davamızın büyüklerinin, dahası milletimizn neler yaşadığını, nasıl kötü muamelelere maruz kaldıklarına tanık oldum. Ancak onların bu durum karşısındaki metanetleri ve davalarını nasıl bir titizlikle ve ciddiyetle yaşadıklarını da görmüş oldum.

Kitapta "İnciler ve Espriler" başlıklı bir de bölüm var. Recai Kutan bu bölümün nasıl oluştuğuyla ilgili şunları söylüyor: Türkiye'de cereyan eden bazı akıl almaz olaylar ve bizler için yapılan insaf ve mantık dışı iddia ve isnatlar karşısında iki yoldan birini seçebilirdik. Ya üzüntü ve isyan içinde kendimizi kahreder ya da bütün bu olan bitenleri hafife alaya alarak karşılardık. MSP takımı bu ikinci yolu seçti. 

***

12 Eylül harekâtının üstünden sadece 5 gün geçmişti. Güngörmüş hoşsohbet, eski bir politikacı, 12 eylül askerî ihtilâlini 6K operasyonu diye isimlendiriyor ve bunu da şöyle açıklıyordu:

Dikkatle bakın, 12 Eylül'den sonra kimler içeriye alındılar?

1) Komünistler

2) Kurtçular

3) Kürtçüler

4) Kızılbaşlar

5) Kur'ancılar 

6) (AP'den) Kaçaklar

***

"Sizi gidi dalgacılar sizi!" diyordu Süleyman Arif Emre Bey... MSP Genel İdare Kurulu toplantılarından habire kaçardınız. Bak şimdi süngülerin gölgesi altında nasıl da tam kadro toplanmışsınız?

Yasin Hatipoğlu, muzipçe güldü. Ardından da cevabı yetiştirdi: 

"Dediğin çok doğru ağabey ama bermutat Korkut Bey bu ahvâlde bile geenel idare kurulu toplantısından kaçabildi." (Korkut Özal, geirdiği bir trafık kazasında bacakları kırıldığı için Askerî Mevki Hastanesinde tedavi edilmekteydi.

*** 

Savcı, 49 sayfalık iddianamesinin 78 yerinde döne döne "şeriat devleti" tabirini tekrar ediyordu. 

İddianamenin okunması bittikten sonra sanık arkadaşlardan birisi eğilerek kulağıma şunları fısıldadı.

"Yahu içimizden hiçbir arkadaşın ağzından veya kaleminden, bugüne kadar "şeriat devleti"sözünün çıktığını duymadım, görmedim. Hâl böyle iken savcı da habire "şeriat devleti" deyip duruyor. Sakın savcı bey, 49 sayfada 78 defa "şeriat devleti" diyerek "şeriat devleti" propagandası yapmış olmasın?.."

***

Çay servisi yapan saf bir erimiz vardı. Kumandanları tarafından yapılan çok sıkı tenbihat sebebiyle hiçbir ikramımızı kabul etmez, "Allah sizlerden razı olsun, Allah kurtarsın." diye reddederdi. 

İşte bu saf Anadolu çocuğu bir gün aynı safiyetle sordu:

"Ağabey sizi ne için gözaltına aldılar, tevkif ettiler."

Yasin (Hatipoğlu) cevap verdi:

"Bir süreden beri cemaatle namazı ihmâl etmiştik. Şimdi silahlı kuvvetlerin gözetimi altında 5 vakit namazımızı cemaatle kılıyoruz.

***

Temel Karamollaoğlu gazete okurken birden heyecanla seslendi:

- Hacılar bu cuma günü Arafat'a çıkıyorlarmış. Öyleyse bu yıl 'Haccı ekber" olacak.

Oğuzhan (Asiltürk) yatağın üzerinden gülümseyerek cevap verdi:

- Doğrudur. Orada "Haccı Ekber" burada ise "hapsi ekber".

***

MSP Genel Merkezi Çankaya'da, Karagöz Baklavacısının binasında idi. Karagöz Baklavacısı 1980 ortalarında MSP aleyhine tahliye davası açtı.

Yeni bina bulmak zor, kiralar yüksek. MSP'lilerde ise para yok. Peki çözüm ne?

Sıkı yönetime ve ihtilâlcilere müracaat edildi. Onlar da MSP Genel Merkezi'ni, Merkez Komutanlığı'nın arkasındaki "Dil ve İstihbarat Okulu'na naklettiler(!)

İşte en pratik çözüm. Karagöz Baklavacısı da, MSP'liler de memnun(!) 

***

Bazı arkadaşların sabırsızlandığı günlerden bir gündü yine.

"Artık yetti ne zaman tahliye olacağız?

Derken saat 19 oldu. Radyoda haber bülteni okunmaya başladı. Demire zam, kömüre zam, cama zam, ekmeğe zam, benzine zam, fuel-oile zam. Koğuştaki bütün ağızlardan "Oooo!.." diye bir hayret sesi işitildi.

"İnsaf yahu, fakir fukara şurada dursun, bizler bile geçinmekte acze düşeceğiz." diyorlardı. Uzaktan Süleyman Arif Bey'in alaylı sesi yankılandı:

"Ne haber bu zamlardan sonra hâlâ dışarı çıkmak, tahliye olmak istiyor musunuz?

110 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret92499
Anket
Okuyo musunuz, kaça gidiyosunuz?