• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/yedikedi
  • https://www.twitter.com/alinin_teki

İyi, güzel, faydalı paylaşımlar

Faydalı olabildiysek ne mutlu

Videolar
Ziyaret
Ali Yıldız
alixyildiz@gmail.com
Cep telefonunun çekmediği yerler
29/08/2018
 

         Başlığı şair ve yazar Hüseyin Akın’dan ödünç aldık. Kırklar Dergisi’nde yayımlanan bir şiirinin başlığıdır. Şiiri yazının sonunda okuyabilirsiniz. Ancak bizim yazımız cep telefonunun çekmediği yerlerden bahisle birlikte yaşadığımız teknolojik kuşatma hakkında olacaktır.

       Böyle yer kaldı mı? Yani cep telefonunun çekmediği yer var mı? Aslında var ama böyle yerlerin çoğu yüce dağların zirveleri başta olmak üzere ıssız bölgelerde. 2018’in ağustos ayını yaşadığımız şu günlerde  cep telefonu şirketleri her yerden çektikleri konusunda oldukça iddialı. Hatta çekmedikleri yeri bulana ödül  bile veriyorlar.  

        Nedir bu teknolojinin her yeri kapsama, her yeri kuşatma hevesi? Ulaşılabilir olmak iyi bir şey mi yoksa kötü mü? Yani birisinin aklına geliyorsunuz o da telefonunu çıkarıyor arıyor ve sizinle görüşebiliyor. Ne kadar da güzel bir şey değil mi? Değil. Sen ulaşmak isteyeceksin, ben ulaşılmak isteyeceğim ikisi aynı zamana denk gelirse görüşeceğiz. Bence bu daha iyi. Çok istiyorsan telefonunu uçak moduna al kardeşim, diyenler olabilir. Evet, uçağa binmeseniz de telefonunuzu uçak moduna alarak arayanların size ulaşmasına engel olabiliyorsunuz. Olmadı telefonu komple kapatırsınız. İyi tamam da bazı operatörlerin öyle bir hizmeti var ki akıllara zarar. Diyelim telefonunuz kapalıydı, uçak modundaydı ya da az ihtimal ya telefonun çekmediği bir yerdeydi. Bu sırada birisi sizi aradı ve ulaşamadı. Sonra da bu durum değişti ve ulaşılabilir oldunuz. Hah, işte operatör yemiyor, içmiyor ve sizi arayan kişiye haber veriyor. Size de bunu açıklamaktan çekinmiyor, bir mesaj gönderip diyor ki: Ulaşılabilir olduğunuz bilgisi şu saatte şu nolu müşterimizle paylaşılmıştır. Aferin sana. Keşke bana da sorsaydın. Haa isterseniz operatörünüze cüz-i bir ücret ödeyerek bilginizin paylaşılmasını engelleyebiliyorsunuz.

      Şikayet ettiğin şeye bak be. İstediğin zaman istediğin kişiyi arayabiliyorsun. Üstelik bunun acil durumu var, kazası var, hastalığı var. Büyük nimet! Kıymetini bil… Tamam Allah razı olsun. Ancak bunca iletişim imkânına rağmen insanlar arasındaki iletişimsizliğin sebebi nedir? Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırıp bize o kadar zaman kazandırmasına rağmen bu acele niyedir?  Herkes bize bir telefon kadar yakınken nedir bu insanların arasındaki uçurum?

     Bi şeyler yanlış gidiyor ama ne? Kapsama alanı denen şeyin günbegün genişlemesi, dünyayı küçük bir hapishane haline getiriyor gibi gelmiyor mu size de? Kuşatılıyormuşsunuz gibi hissetmiyor musunuz? Bir şeye istediğiniz zaman ulaşabilmek, ulaşılan şeyin değerini ister istemez azaltmıyor mu? Her yerlerin kameralarla dolu olması ile insanların her şeyi kameralar önünde yapabilecek hâle gelmiş olması bir tesadüf mü?  

   Bu kadar sorudan ve kafa karışıklığından sonra sözü şaire verip Hüseyin Akın’ın şiirini okuyalım.

   Şiir Kırklar Dergisi’nin ikinci dönem 3. Sayısından. Yayımlanma tarihi Eylül-Ekim 2003



CEP TELEFONUNUN ÇEKMEDİĞİ YERLER

-kızılötesi-

siz bilmezsiniz bu kadarını her şey sevildikçe uzaklaşır ondan yaya gidilmez

düne, aşka ve ellerimize ve bir de düşüncelerimizin ankasına unutmadan

taşınırken orda kalan bir şeydir hayat biraz etli bir yerinden neyse ki tutmuşuz

onu geçelim, çok konuştuk her kadın uzun bir konudur çünkü en uzak yerinden

bir de manifaturacılar çarşısıdır dünyanın tenhalara sığmayan en uzak yeri

git git bitmez bin dallı basmalardan bir çiçeğe kimbilir sıra ne zaman gelir

ya değince bir aynaya ne demeli okşandıkça şımaran mobilyaların kalbi

geçit yok yolların uzadığı bu dallarda en iyisi bir parağraf açmalı göğe doğru

zaten o kadar eski bir sözü tekrarlayıp duruyor gibi üstümüzde ne zamandır

tekrarlıyor ölüm kendini, kırlara doğru sekip duran, kimi kimsesi yok bir sessizlikte

ve benim bildiğim oralarda tekgöz oda bir evi olmalı dünyanın ara sıra kaldığı

hey sen orda mısın benim unutulan kalbim, şimdi attığın yerlerde bana ulaşılamıyor

 

-ötesi-

bu benim ellerimde bozup bozup yaptığım en son kalan türkiye

öyle acemi ışık göz kırpar gibi yanar sallanır tahtaboştan

ne şilteden hazeder ne sığar döşeklere annelerin kalpleri işte burada yaşar

ses verir gibi yapar buğulu pencerede her akşamüstü hatim

sıralanmış günlerden boşalmış taraçalar günde beş öğün ahşap

bir çiçek sözcük olmuş sarılmış kendisine hep ağlayıp duruyor

sen olmasan allahım o bu kadar toprağın altından nasıl kalkar

nasıl kesilir birden ovalardan sofralara inen buğdayın sesi

bir kere uçup gitti rengi elimde kaldı bir sözcüğü severken

birden karardı gölgem bu servi ormanında kiraz da neyin nesi

 

-öncesi-

olamadım hiçbir şey, ne habeşi bir yüzüm ne de mısıra sultan

isteseydim olurdum dökülürdüm camlara kaderimden yüz bulsam

bir bildiğim vardı sade, yüzü aralandıkça bulmacalarda çıkan

patnoslu bir ölüydü kalkıp gelmiş kefilsiz bir sürü yaşamaktan

kırık dökük türkçeyle yakarıyor tanrıya, tanrı oralı değil

bu mu dünya diyesiymiş; kapısında naz ağacı büyütülen kız evi

yatarken boydan boya, ne de güzel deyivermiş benim sustuğum şeyi

o benim sustuğum şey uzunca bir öyküdür bir ağacın dibinde

geldi geçti kurtlandı bir sözün doruğuna yürüyünce bir yılan

yok artık her baloda o benim üst cebime iliştirdiğim dünya

naptım ettim bir bahçeye benzettim de bu şehri yine yetmedi toprak

baştan çıktım bu oyundan, dikişsiz günlerden yunmuş elbiselerden

şimdi çıkıp gidiyorum ey büyürken ki telaş, kendime iyi bak



Paylaş | | Yorum Yaz
248 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Hayat dışarda, bilgisi sınıfta - 28/10/2018
Öğrenmek başkadır yaşamak başka.
Salçalık bir domatesin son günü - 15/10/2018
Hiçbir hayal küçük değildir.
Ayıp aranıyor - 08/09/2018
Başkalarının eksikliği sizi tamamlar mı?
Normal Saçlar İçin - 12/08/2018
Her şeyi şımarttık, her şeyi. Saçlar dahil.
Biz bu dünyaya ölmeye mi geldik? - 18/07/2018
Tamam hepimiz öleceğiz eyvallah da sıkıntı büyük!
Şu deccalin sesini biraz kısar mısınız? - 01/04/2018
“Artık onun için müzik, kadın güzelliğini belirgin bir hale sokarak kitleleri büyülemeye yarayan bir şey değildi.”
Hırslı kurbağa - 30/08/2017
Vaktiyle iki arkadaş kurbağa varmış. Birlikte gezip tozarlarmış. Hop senin zıp benim derken bir gün nasıl olmuşsa kendilerini bir süt güğümünün içinde bulmuşlar.
Mutluluğun sırrını arayan adam - 25/07/2017
Mutluluğun sırrı neden hep uzaklarda aranır ki?
Huzur istemiyorsanız bunları yapın - 16/09/2016
Bir takvim yaprağının arkasında "Huzur için küçük sırlar" başlıklı bir yazı gördüm. Oradaki tavsiyeleri ters çevirince bu yazı çıktı.
 Devamı
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam15
Toplam Ziyaret18013
Anket
Kitap okuma sıklığınız nedir?