• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/yedikedi
  • https://www.twitter.com/alinin_teki

İyi, güzel, faydalı paylaşımlar

Faydalı olabildiysek ne mutlu

Videolar
Ziyaret
Ali Başar
ali.boz42@gmail.com
Sayın Ebu Cehil
03/10/2018
Giriş notu: Olayın Abdulkadir'le ilgisi yookk.
Dersimiz Ebu Cehillik.
Ebu Cehil dediğimiz vatandaş, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (S.A.V.) peygamber olduğunu bilip ikrar edemeyenlerin azılı lideri.
Nasıl ki Firavun, Hazreti Musa'nın (A.S.) peygamber, Allahu Teala'nın da tek ilah olduğunu bildiği halde danışmanlarının gazına gelip diliyle ikrar etmediği gibi Ebu Cehil de Mekke'nin önder kadrosunda bulunmanın kibriyle doğruyu yanlışı bildiği halde inanmamıştır.
Öncelikle şunları izah edelim:
Ebu Cehil bir lakaptır: Cehaletin babası... Asıl adı: Amr bin Hişam...
 
Müşrik: Allah'a inandığı halde Allah'ın dışında güçlerin de olduğunu kabul eden kişilerdir. Örneğin, putları, güç ve iktidar sahiplerini, aile reisini Allah'ın koyduğu kuralların üstünde görme bunlara örnek olabilir.

Mekke halkının da ALLAH inancı vardı lakin putlara güç atfederek müşrik durumundaydı. Hz. Muhammed'e (S.A.V.) peygamberlik emri gelince toplum alışkanlıklarını terketmede zorlanacaktı. Hele ki Ebu Cehil gibi güç ve iktidar sahipleri...

Müslüman sayısının sadece bin kişiden ibaret olduğu günlerde peygamberimizin, İslam'ı tebliğ için bu vatandaşın ayağına 70 kez gittiği rivayet edilir.
En zayıf dönemde peygamber gibi bir adam... Her görüşmesinde İslam'ın üstünlüğüne zeval vermeden Ebu Cehil'i kelimelerle ezmiştir.
Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz bu konumdayken hiçbir zaman "Şu anda durumumuz müsait değil, konjonktür müsaade etmiyor." reel politik kavramlarla "Ne şiş yansın ne kebap." dememiştir. Tam tersine Bedir savaşında 313 mümin ile bine yakın müşriğe karşı zafer elde edilmişti. Peygamberimizin, Allah'a hakkıyla inandığı/güvendiği şu duadan belliydi: "Allah'ım! Bu bir avuç mücâhidi helâk edersen, artık sana yeryüzünde ibâdet edecek kimse kalmaz!" 

Öncelikle hikaye gibi okuduğumuz veya dinlediğimiz peygamberin hayatından örnekler, günümüzde de kullanmamız gereken metodu gösterir. Ümmetin önderi peygamberimiz, müşriklerin lideri Ebu Cehil'le görüşürken nasıl davranmıştır? Ebu Cehil gibi bir müşriğin ayağına niye gitmiştir?

Konuyu bağlamak istediğim yer şurası.

Bizler bin yıl boyunca İslam'ın bayraktarlığını yapmış ecdadın torunları olarak son yüz yılda çok pasif kaldık. Türkiye gibi Osmanlı'nın devamı niteliğindeki bir ülkenin evlatları nasıl pasifize ediliyor ona bakalım.
Birincisi, İslam aleminin umutla liderliğini beklediği Türkiye, batılı emperyalist ülkelerin hegemonyasında. Şöyle bir algı oluşturulmuş:
"Türkiye devletinin başına halkın içinden kim gelirse gelsin, halk için olumlu bir şey yapacak olsa Amerika'nın müdahalesiyle karşılaşıyor. Amerika yaptırmıyor. Biraz Amerikancı davranıp yavaş yavaş ipleri elimize alacağız. Yoksa iktidarda durdurmazlar."

 

Tıpkı İslam'ın doğuş yıllarında bazı zayıf imanlı kişiler, "Ama Ebu Cehil ve Ebu Leheb vs. bizi rahat bırakmaz, bizi burada barındırmaz." diyerek daveti kabul etmedikleri/geciktirdikleri gibi. Halbuki, Bedir'de 313 kişi, bin kişiyle savaştan zaferle çıkmıştı. Bu durumu gerçek hayata bağlamak güç geliyor. Çünkü zihinler işgal altında.
Ebu Cehil, Allah'ın varlığını bilen biri olduğu için, kafir değil ancak putlar ile şirk koştuğu için müşrikti.
Günümüzde de Allah'a inanıp Amerika'nın, Rusya'nın vs. gücünden çekinen Müslüman devletlerin liderlerinin müşriklerin karakterine büründüğü düşünülebilir.
Burada Ümmetin Lideri ve son kale olan Türkiye, Ebu Cehillik yapan Müslüman devlet liderlerinin ayağına gitse,
"Ortağım! Bak! Gel senle bir olalım, Amerika'yı (israili, rusyayı, ingiltereyi vs) İslam aleminin gücüne şirk koşmayalım" dese olmaz mı?

Şimdi şunu düşünüyorsun: Amerikan yalakası Arap liderlerle mi, eli kanlı diktatörlerle mi, darbeci liderlerle mi, şii devlet adamlarıyla mı, laik yöneticilerle mi konuşacaksın?
Biz de diyoruz ki, evet.. Ömer Bin Hattab, helvadan put yapıp ona tapan ve hatta kız çocuklarını diri diri toprağa gömen biriyken nasıl "adalet" timsali Hz. Ömer olduysa günümüzdeki liderleri de hazret yapabiliriz. Yeter ki isteyelim.
Eğer gücümüzü birleştirirsek sömürgeci/emperyalist güçlere karşı yeni büyük bir güç bloğu oluşturabiliriz. Zaten değerli toprak, maden, su, insan gücü gibi birçok nimet islam coğrafyasına verilmiş. Bu güçle cahillere Sayın Ebu Cehil demekten kurtulup Kur'an ahlakıyla ahlaklanmış yeni adil bir dünya kurabiliriz.
Dolayısıyla Amerika ve paydaşlarının fitne, savaş, ambargoları karşısında boyun büküp "Sayın Trump, Hazreti Putin" gibi diplomatik, konjonktürel, reel politik söylemleri bırakabiliriz.

Nasıldı o ezginin sözleri:


Gülleer aaçmasa da
Güneeş dooğmasa da
Baş koymuuşuz biz bu sevdaayaa, dööönmeeeyizz.

 



Paylaş | | Yorum Yaz
178 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İsra Suresindeki İsrail - 23/09/2018
Ağlanacak halimize ağlamaktan ne zaman vazgeçeceğiz?
Çobanın elindeki pervane - 11/09/2018
Her yer ateş ve herkes pervane olmuşsa yanmak kader midir?
Trump kime ABD (kul) olacak? - 15/08/2018
Kuşlar, Twitter, filler ve fil sahipleri. Peki Trump neyin nesi! Ey Trump! Sen kimsin?
Biliyon mu hemşerim! - 23/07/2018
Ne anlatırsan anlat, anlattığın karşındakinin anladığı kadardır.
Bugün biraz dert çalıştım - 18/07/2018
Çünkü dert sahibi olmak bunu gerektirir.
Durum güncellemesi hayatımız! - 28/09/2017
Hayat dediğimiz şey doğumla ölüm arasındaki ince çizgidir derler, yakışıklı ve karizmatik bir tabirdir.
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam15
Toplam Ziyaret18013
Anket
Kitap okuma sıklığınız nedir?